SENİN KADAR GÜZEL SÖYLEYEMİYO AMA İDARE ET :)
Bugün önce Güldane sonra sen, peş peşe gençliğimin şarkılarını koyuyor, günüme romantizm katıyorsunuz. Yakışır Güldane'ye böyle bir hediye, ben de kendi adıma İlhan İrem'i hatırlattığın için teşekkür ediyorum Canancım. :)
cnn: canım ablacım, bu şarkıyı ilk güldaneden dinleidm ben. öyle güzel bi sesi varki inanamazsınız. uzun zamndır aklımda idi. küçüçük bir boşluk bulunca hemen ekledim. çok öpüyorum seni anlacım :)
En sevdiğim sanatçılardan! Söylemeyi en çok sevdiğim şarkılardan! Bir çocuk kadar mutluyum, bir çocuk kadar sevinçliyim şu an Canancığım.. Allahım Yarebbim yaa :):) Çok teşekkür ediyorum bu sürpriz hediye için. İnan ki günüme neşe kattın :) Canım ablamı da seni de sevgiyle öpüyorum... ... ... Canaann! Gerçekten teşekkür ederiimmm! :)
CNN: canım benimmmmm. sen mutlu ol yeter ya :) çok öpüyorum seni :)
sİTENİN İKİ HANIM KIZININ BİRBİRİNE SEVGİSİ SAYGISI KISKANILACAK CİNSTEN,AMAN DİKKAT EDİN NAZAR DEĞMESİN PRENSESLERİM.iKİNİZİ DE ÖPÜYOR,BU ŞARKIYI GÜLDANEDEN DİNLEYECEĞĞİM GÜNLERİNDE GELECEĞİNİ ÜMİD EDİYORUM.
CNN:)))) ÇOK TEŞEKÜRLER ABLACIM :)) İNŞALLAH 19 TEMMUZDA DİNLERİZ :))
Bende isterim hediye:))) Yaaa ben çok kıskancımdır valla:)))
cnn :) bi boşlukta senide aardan çıkarırım sıkma canını :)
çookk hoş....hele armağan MÜZİK oluncaa....harika derim...:)))
cnn:) bende çok teşekkür ederim o zaman :))
doruklarda yaşadım ben
sevdanın her türlüsünü
düşlerimde oldu düşüşlerimde
aşk rüzgarlaıyla sendelesede yüreğim
diz çökmedim hiçkimsenin önünde
doruklarda yaşadım ben acının her türlüsünü
çığlıklarım kahkalara dönüştü
hiçe saydım ben acının her türlüsünü...
MMC - MURAT (TEŞEKÜRLER)
utandım şimdi :) sana layık değil ama küçük bir ödül işte benim takımdaşım ve yoldaşıma herşeyden önce arkadaşıma (aman ceyla görmesin kıskanır bak)
CNN: :) kıskanmaz kıskanmaz :) tekrar sağol takımdaş yoldaş arkadaş :)
devamı...
Küçücük bir kadın yüreğine
Ne kadar sığarsa işte
O kadar topladım ben
Sevginin her türlüsü
Sigaram gibi çektim içime
Hayatın her yüzünü
KUM Sen kum nedir bilmezsin Deniz gormedin ki. Yum gozlerini zamani dusun, Deniz bir gozunde Kum bir gozundedir. Sen tas nedir bilmezsin Daga cikmadin ki. Yuru ufuklara dogru, Dag bir ayaginda Tas bir ayagindadir. Sen kul nedir bilmezsin Ates yakmadin ki, Uzat ellerini gokyuzune, Ates bir elinde Kul bir elindedir. Sen kan nedir bilmezsin Olmedin, oldurmedin ki. Yat topraga boylu boyunca, Olum bir yaninda Kan bir yanindadir. Sen ask nedir bilmezsin Beni sevmedin ki. Agla, aglayabildigin kadar, Butun guzellikler sende Ask bendedir. Umit Yasar Oguzcan
Bir şiir ekleyebilirmiyim.:))
GÖZLERİM GÖZLERİNDE
Hep böyle çocuksu mu bakar senin gözlerin? Hep böyle içinde uzak bir ışık mı yanar? Bakışlarında beni dinlendiren bir şey var; Kıyısındaymış gibi en sakin denizlerin... Bir yelkenliyim şimdi ben senin limanında Fırtınalardan geldim sende dinleniyorum. Bu huzur, bu sessizlik hiç bitmesin diyorum; En eşsiz dakikalar sürsün senin yanında... Hiç yumma gözlerini, ışığın eksilmesin, Gündüzüm aydınlığım, ipek böceğim benim! Güz bahçemde açılmış o son çiçeğim benim! Yorgun kalbim seninle elem nedir bilmesin; Ayırma gözlerimden çocuksu gözlerini, O sakin o yalansız, o kuytu gözlerini
ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN
CNN: çok sağol abicim çok güzelmiş :)
böyle bir soruyu kim düşünüp sormuş acaba :)
KAHRETSİN SENİ SEVİYORUMKaç kez söylemek istedim, kaç kez yazmak Bazen noktalarla, bazen imalarla Kızdığımda dokuz sûtuna manşet puntolarla Bazen çareyi aradım aşkı anlatan kartlarda Diyemedim seni seviyorum; çok ama çok Kâlbimde sen varsın yüreğim yangınlarda Sevgi sözlerini bekledim; dudaklarından, çok ama çok Çok geceler teselliyi aradım aşk'ı anlatan şarkılarda Gözlerinin içine baktım hep, gözümü kırpmadan Söylermi acaba diye benim söyleyemediğimi Bende seni seviyorum; çok ama çok Anla artık benimde sana diyemediğimi Yüzüme vurmanı bekledim hep Aptal; ! Bende seni seviyorum seni Anladım yüreğinden geçeni Dilinin söyleyemediğini Bari sorsaydın sevebilirmiyim seni? Dersin şimdi yapma be sevgili Sevmek için sevgiliden izin istenirmi; Sen söyleyemedin; şimdi dinle Seni seviyorum; seni seviyorum Kahretsin; hemde çok seviyorum seni
UYKUSUZ Saatler sabahı çalıyor yine Bir gece lambası bir ben uykusuz Kulağım hep senin ayak sesinde Bir şu kaldırımlar bir ben uykusuz Yaralı yüreğim her an pusuda Şafakla dönersin hani olur ya Şimdi bütün şehir derin uykuda Bir şu yaralı gözler bir ben uykusuz Bir tek o şahitti son akşamında Yeniden yanarım her yanışında Ben gibi kimsesiz köşe başında Bir sokak lambası bir ben uykusuz Nöbetteyim sokaklarda Gözlerim hep şafaklarda Sense benden uzaklarda Bir gece bekçisi bir ben uykusuz. AHMET SELÇUK İLKAN
çok sağol Sumru Ablam :)
Sen sağol Cano'm! :))) Şiiri beğenip de günlüğüne alman beni çok mutlu etti. Hadi gel 0nu bir de müzikle süsleyelim. Uyar mı, uymaz mı bilmiyorum ama demin Kavak Yelleri'ni izlerken şarkı pek bi' dilime dolandı. Hem de bize biraz canlılık verir diye düşündüm. Sevgiler canım benim... :)))
Muhasebecinin şiiriBeynimi aktife, Yüreğimi pasife aldım.Tutkularımı, vadesi geçmiş ertelenmiş Diğer Yükümlülüklere. Düşlerimi, sayım ve tesellim fazlalarına.Düşüncelerime reeskont uyguladım.Korkularımı geçmiş yıllar zararlarına,Kaygılarımı gelecek yıllara ait Gider tahakkuklarına. Alışkanlıklarımı, borç ve gider karşılıklarına.Dostlarımı özkaynaklara yazdım.Dostluklarımın bitenini Birikmiş amortismanlara yazarkenSeni hiçbir hesaba yazamadım. O kadar hesapsız ve kitapsızsın kiBeynimle yüreğim arasında Virman yapıp duruyorum.
Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.Dante gibi ortasındayız ömrün.Delikanlı çağımızdaki cevher,Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,Gözünün yaşına bakmadan gider.Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?Benim mi Allahım bu çizgili yüz?Ya gözler altındaki mor halkalar?Neden böyle düşman görünürsünüz,Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?Zamanla nasıl değişiyor insan!Hangi resmime baksam ben değilim.Nerde o günler, o şevk, o heyecan?Bu güler yüzlü adam ben değilim;Yalandır kaygısız olduğum yalan.Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata berab...CAHİT SITKI TARANCI
Takvim yaşım ; 28
zeka yaşım ; 17 (çünkü halen aynı çılgınlıklara devam )
ruh yaşım ; 55 -80 arası (yorgun)
zeka yaşım ile ruh yaşım arasında ters bir orantı olduğunun farkındayım ancak Deli dolu olsamda ruhumdaki yorgunluk çoğu zaman geri tepiyor :(((
CNN : 29 YAŞINA GİRMEME 6 GÜN KALDI VE SONRA 20 Lİ YAŞLARIN SONUNA GİRECEĞİM. BU GÜN BİR HÜZÜN VAR İÇİMDE ARZUCUM. BU YAŞA GELDİK ELDE VAR SIFIR DURUMU :)) SENİN HİÇ OLMAZSA EYLÜL'ÜN VAR :)) YANİ RUH YAŞIN NE OLURSA OLSUN BENDEN ŞANSLISIN :)) BENİM BEDEN RUH VE ZEKA YAŞIMDA AYNI 29 :)
:)))Ne bu güzel şiir yarım kalsın, ne de umutlarınız:))) Şimdiden heppibörtdeeey:)))
Şiirin kalanı da benden armaan olsun size:)))
Hayata beraber başladığımız,Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;Gittikçe artıyor yalnızlığımız.
Gökyüzünün başka rengi de varmış! Geç farkettim taşın sert olduğunu. Su insanı boğar, ateş yakarmış! Her doğan günün bir dert olduğunu, İnsan bu yaşa gelince anlarmış.
Ayva sarı nar kırmızı sonbahar! Her yıl biraz daha benimsediğim. Ne dönüp duruyor havada kuşlar? Nerden çıktı bu cenaze? ölen kim? Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?
Neylersin ölüm herkesin başında. Uyudun uyanamadın olacak. Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında? Bir namazlık saltanatın olacak, Taht misali o musalla taşında.
Cahit Sıtkı TARANCIcnn:).çok teşekür ederim devamı olduğunu bilmiyordum :)
Cahit Sıtkı TARANCI
cnn:).çok teşekür ederim devamı olduğunu bilmiyordum :)
İçinde hüzün olan herkese "anılar" iyi gelir sanırım. :) Canan'cığım güzel arkadaşım, her şeyin bir vakti, saati vardır. Yaşadığın günün keyfini çıkar, zamanı gelince alnına yazılan kaderi zaten yaşayacaksın. Bugünden keyif al güzelim. :)
cnn: ) canım abalm çok sağol çok sevdiğim bir şarkı. öpüyorum o gül yanaklarından :)
Muhteşem bir şiir.Her zaman büyük bir sevinç ve gururla okuyorum.Kalbim yerinden çıkacak gibi.:)Allah başımızdan eksik etmesin.Gölgesinde doğduk, gölgesinde ölmeyi nasip etsin.
Al beyazım beyazımTürküm elinde sazımSen göklerde dalgalanÇıksın benim avazım
cnn: çok teşekür ederim. harika bir dörtlükle cevap vermişsiniz..
Hoyrattır bu akşamüstüler daima. Gün saltanatıyla gitti mi bir defa Yalnızlığımızla doldurup her yeri Bir renk çığlığı içinde bahçemizden, Bir el çıkarmaya başlar bohçamızdan Lavanta çiçeği kokan kederleri; Hoyrattır bu akşamüstüler daima. Dalga dalga hücum edip pişmanlıklar Unutuşun o tunç kapısını zorlar Ve ruh, atılan oklarla delik deşik; İşte, doğduğun eski evdesin birden Yolunu gözlüyor lamba ve merdiven, Susmuş ninnilerle gıcırdıyor beşik Ve cümle yitikler, mağlûplar, mahzunlar... Söylenmemiş aşkın güzelliğiyledir Kağıtlarda yarım bırakılmış şiir; İnsan, yağmur kokan bir sabaha karşı Hatırlar bir gün bir camı açtığını, Duran bir bulutu, bir kuş uçtuğunu, Çöküp peynir ekmek yediği bir taşı... Bütün bunlar aşkın güzelliğiyledir. Aşklar uçup gitmiş olmalı bir yazla Halay çeken kızlar misali kolkola. Ya sizler! ey geçmiş zaman etekleri, İhtiyaç ağaçlı, kuytu bahçelerden Ayışığı gibi sürüklenip giden; Geceye bırakıp yorgun erkekleri Salınan etekler fısıltıyla, nazla. Ebedi âşığın dönüşünü bekler Yalan yeminlerin tanığı çiçekler Artık olmayacak baharlar içinde. Ey, ömrün en güzel türküsü aldanış! Aldan, geçmiş olsa bile ümitsiz kış; Her garipsi ayak izi kar içinde Dönmeyen âşığın serptiği çiçekler. Ya sen! ey sen! Esen dallar arasından Bir parıltı gibi görünüp kaybolan Ne istersin benden akşam saatinde? Bir gülüşü olsun görülmemiş kadın, Nasıl ölümsüzsün aynasında aşkın; Hatıraların bu uyanma vaktinde Sensin hep, sen, esen dallar arasından. Ey unutuş! kapat artık pencereni, Çoktan derinliğine çekmiş deniz beni; Çıkmaz artık sular altından o dünya. Bir duman yükselir gibidir kederden Macerası çoktan bitmiş o şeylerden. Amansız gecenle yayıl dört yanıma Ey unutuş! kurtar bu gamlardan beni. Ahmet Muhip DRANAS
Dinmiş denizin şarkısı, rüzgâr uyumakta,
Rıhtım boyu sonsuz bir üzüntüyle karaltı
Körfez düşünür, Kanlıca mahzundur uzakta,
Mazi gibi sislenmiş Emirgân Çınaraltı.
***
Can verdi kışın sunduğu taslarla zehirden
Her gonca kızıl bir gül açarken yolumuzda,
Üstündeki son dallar ağarmış diye birden
Pas tuttu nihayet suların rengi havuzda.
Yerlerde gezen hatıralar var korulukta;
Yapraklar, atılmış nice mektuplara eştir.
Mehtaba çalan sapsarı rengiyle ufukta,
Binlerce dalın verdiği tek meyve güneştir.
İçlenme tabiattaki yekpare kederden,
Yas tutma dağılmış diye kuşlarla çiçekler.
0nlar dönecektir yine gittikleri yerden,
0nlarla giden günlerimiz dönmeyecektir.
Faruk Nafiz Ç A M L I B E L
Muhasebeci Severde Kavuşamazsa Dün yine sensizdim Sensizliğin muhasebesini yaptım içimde Ama yoktun sevdiğim Ne 7A'da ne de 7B'de Saydım, ölçtüm, tarttım, biçtim Envanterini çıkardım gidişinin Borçlusu muydum, alacaklısı mıydım?Bilemedim, sensizliğin.
Safha safha maliyetini çıkardım gidişinin Ama yükleyemedim daha ayrılığı gönlüme Sebebi yoktu, anlamı yoktu hiçbir şeyin Dağıtım anahtarı yoktu Birim maliyeti yok Genel üretim giderleri yok Yevmiye kayıtları yok Sensizliğin hesap ismi yok. Bu kayıt daha kapanmaz gülüm Yok, KDV tahakkuku Yok, genel üretim giderleri Yok, işte bilânçoda sevdamın yeri Maliyet dönemi sonundayım gülüm Elimde geçmiş yılın bilânçosu Dağıtamadığım sermayem Sermayem sendin gülüm Ardında dönüp duran varlık ise ben Artık konusu kalmadı karşılıkların Tasfiye ile uçup giden umutların Bilirim sevdamın anlamı kalmadı sende Ve geçmiş yıl karlarının Tasfiye oldum Viran oldum Talan oldum Gelir tablosunda zarar oldum Sana Allah'tan tek dileğim Safha maliyetin gider dağıtım tablosuna dönesin!
Gelir tablonda zarar oluyorsa al 0nu 591 e.Uygun bir zamanda bir maddeyle kapatırsın,kimse de farkına varmaz:)))
CNN: :))))))) doğru tabi kar edince mahsup ederiz :))
Saydım, ölçtüm, tarttım, biçtim Envanterini çıkardım gidişinin Borçlusu muydum, alacaklısı mıydım?Bilemedim, sensizliğin. bu satır a bayıldım. :)))
CNN : Tasfiye oldum Viran oldum Talan oldum Gelir tablosunda zarar oldum bende bu satıra bayıldım :))
peeh bende hem zıyan oldum hemde gelır tablosunda yok oldum :)) ehehe guseldı canan
CNN: sağol murat bencede güzel :))
Adı Konmuş Ayrılığın - Ayna
Ben o eski ben değilim Çok değiştim, elde değil Ben o eski ben değilim Yüzüm gülse, içim zehir Ayrılığın sürükleyip, kıyılara vurdu beni Kaybedenler kumsalında, her gün ağlıyorum Akan yıllar sürükleyip, kıyılara vurdu beni Kaybedenler kumsalında, seni bekliyorum Adı konmuş ayrılığın Çok iyi biliyorum Seni hala seviyorum Günü geçmiş bir sevdayız Çok iyi biliyorum Seni hala seviyorum Esti rüzgarlar Bir şehir oldun dudaklarımda Tarih olmuş şarkılarda Hep seni söylüyorum Adı konmuş ayrılığın Çok iyi biliyorum Seni hala seviyorum Günü geçmiş bir sevdayız Çok iyi biliyorum Seni hala seviyorum
Sen İstanbul Kokardın
Martıların gözlerinden dinledim İstanbul'un boğazı yanmış dün gece Yıldızlar şahitlik etmiş, güya suçlu benmişim Oysa can, yemin olsun yanağımdan süzülen denize Ben bu şehre yüreğimi içirmedim Göklerden hicran yağdı, İstanbul' lu bir geceydi Yere düşen her damlanın yüreğinde sen vardın İsmin dudaklarımda idamlık bilmeceydi Yalansa kahrolayım, sen İstanbul kokardın Sevda dediğin gülüm bir busedir dudağımda Bıçak gibi, yasak gibi, kan gibi... Utanır, intihar ederdi ölüm, Hayata rest çekip ağladığımda, Korkak gibi, tutsak gibi, yaşanmamış an gibi... Ben lal olmuş bülbülüm, sen deli gülsün bağımda Toprak gibi, yaprak gibi, candan özge can gibi Kuş uçmaz kervan geçmez dağımda, Kah aşkı yağan kar tanesi Kah Leyla tüten rüzgardın Zambak gibi leylak gibi, Sigaramda duman gibi Sevdiceğim, sen İstanbul kokardın Dayadım 0n dörtlüyü İstanbul'un şakağına İstediğim gül içmekti gözlerinden bir yudum Seni sordum gündüzlerce bu şehrin her sokağına Söylemedi, inat ettim gece seni uyudum Ben bir sana, bir bu şehre gül dedim Ayla toprak şahittir, şahittir denizle gece Sensizken, İstanbul'da bir kez olsun gülmedim Yıllar kapımı çaldı, ellerinde vur emri Yokluğun var sen yoktun, ölüm geldi ölmedim Ağladım yüreğimde sen, sende divane İstanbul Aşkından hatıra dedim göz yaşımı silmedim Ben bir sana, bir bu şehre gül dedim Belki de can ben bu şehri güller için çok sevdim Gözlerimden dökülen yaş denizi ıslatıyor Sevda kilim, hasret nakış, gönül derdi dokuyor Çatlayası deli yürek 'sen sen' diye atıyor Oy gece gözlüm oy, İstanbul SENİ kokuyor
Serdar Tuncer
HAN DUVARLARI
Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladıBir dakika araba yerinde durakladı.Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar,Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar...Gidiyorum, gurbeti gönlümle duya duya,Ulukışla yolundan Orta Anadolu'yaİlk sevgiye benzeyen ilk acı, ilk ayrılık!Yüreğimin yaktığı ateşle hava ılık,Gök sarı, toprak sarı, çıplak ağaçlar sarı...Arkada zincirlenen yüksek Toros dağları,Önde uzun bir kışın soldurduğu etekler,Sonra dönen, dönerken inleyen tekerlekler...Ellerim takılırken rüzgarların saçınaAsıldı arabamız bir dağın yamacına,Her tarafta yükseklik, her tarafta ıssızlık,Bu ıslakla uzayan, dönen kıvrılan yollar.Uykuya varmış gibi görünen yılan yollarBaşını kaldırarak boşluğu dinliyordu.Gökler bulutlanıyor, rüzgar serinliyordu.Serpilmeye başladı bir rüzgar ince ince,Son yokuş noktasından düzlüğe çevrilinceNihayetsiz bir ova ağarttı benzimiziYollar bir şerit gibi ufka bağladı biziGurbet beni muttasıl çekiyordu kendineYol, hep yol, daima yol... bitmiyor düzlük yine.Ne civarda bir köy var, ne bir evin hayaliSonunda ademdir diyor insana yolun hali,Arasıra geçiyor bir atlı, iki yayanBozuk düzen taşların üstünde tıkırdıyanTekerlekler yollara bir şeyler anlatıyor,Uzun yollar bu sesten silkinerek yatıyor...Kendimi kaptırarak tekerleğin sesineUzanmış kalmışım yaylının şiltesine,Bir sarsıntı... uyandım uzun süren uykudan;Geçiyordu araba yola benzer bir sudanKarşıda hisar gibi Niğde yükseliyordu,Sağ taraftan çıngırak sesleri geliyordu;Ağır ağır önümden geçti deve kervanı,Bir kenarda göründü beldenin viran hanı.Alaca bir karanlık sarmadayken her yeriAtlarımız çözüldü, girdik handan içeriBir deva bulmak için bağrındaki yarayaToplanmıştı garipler şimdi kervansaraya.Bir noktada birleşmiş vatanın dört bucağıGurbet çeken gönüller kuşatmıştı ocağı,Bir pırıltı gördü mü gözler hemen dalıyor,Göğüsler çekilerek nefesler daralıyor,Şişesi is bağlamış bir lambanın ışığıHer yüzü çiziyordu bir hüzün kırışığı,Gitgide birer ayet gibi derinleştilerYüzlerdeki çizgiler, gözlerdeki çizgiler...Yatağımın yanında esmer bir duvar vardı,Üstünde yazılarla hatlar karışmışlardı;Fani bir iz bırakmış burda yatmışsa kimler,Aygın baygın maniler, açık saçık resimler...Uykuya varmak için bu hazin günde, erken,Kapanmayan gözlerim duvarlarda gezerkenBirdenbire kıpkızıl birkaç satırla yandı;Bu dört mısra değil, sanki dört damla kandıBen garip çizgilerle uğraşırken başbaşaRaslamıştım duvarda bir şair arkadaşa;"On yıl ayrıyım Kınadağı'ndanBaba ocağından yar kucağındanBir çiçek dermeden sevgi bağındanHuduttan hududa atılmışım ben"Altında da bir tarih. Sekiz mart otuz yedi..Gözüm imza yerinde başka ad görmedi.Artık bahtın açıktır, uzun etme arkadaş!Ne hudut kaldı bugün, ne askerlik, ne savaş;Araya gitti diye içlenme baharına,Huduttan götürdüğün şan yetişir yarına!Ertesi gün başladı gün doğmadan yolculukSoğuk bir mart sabahı... Buz tutuyor her solukUfku tutuşturmadan fecrin ilk alevleriArkamızda kalıyor şehrin kenar evleriBulutların ardında gün yanmadan sönüyor,Höyükler bir dağ gibi uzaktan görünüyor...Yanımızdan geçiyor ağır ağır kervanlar,Bir derebeyi gibi kurulmuş eski hanlarBiz bu sonsuz yollarda varıyoz, gitgide,İki dağ ortasında boğulan bir geçideSıkı bir poyraz beni titretirken içimdenGeçidi atlayınca şaşırdım sevincimdenArdımda kalan yerler anlaşırken baharlaÖnümüzdeki arazi örtülü şimdi karlaBu geçit sanki yazdan kışı ayırıyorduBurada son fırtına son dalı kırıyorduYaylımız tüketirken yolları aynı hızlaSavrulmaya başladı karlar etrafımızdaKarlar etrafı beyaz bir karanlığa gömdü;Kar değil, gökyüzünden yağan beyaz ölümdü...Gönlümde can verirken köye varmak emeliArabacı haykırdı *İşte Araplıbeli*Tanrı yardımcı olsun gayri yolda kalanaBiz menzile vararak atları çektik hana.Bizden evvel buraya inen üç dört arkadaşKurmuştular tutuşan ocağa karşı bağdaşÇıtırdayan çalılar dört cana can katıyorKimi haydut kimi kurt masalı anlatıyorGözlerime çökerken ağır uyku sisleriÇiçekliyor duvarı ocağın akisleriBu akisle duvarda çizgiler beliriyorKalbime ateş gibi şu satırlar giriyor"Gönlümü çekse de yarin hayaliAşmaya kudretim yetmez cibaliYolcuyum bir kuru yaprak misaliRüzgarın önüne katılmışım ben"Sabahleyin gökyüzü parlak, ufuk açıktıGüneşli bir havada yaylımız yola çıktıBu gurbetten gurbete giden yolun üstündeBen üç mevsim değişmiş görüyordum üç gündeUzun bir yolculuktan sonra İncesu'daydıkBir han yorgun argın tatlı bir uykudaydıkGün doğarken bir ölüm rüyasıyla uyandım.Başucumda gördüğüm şu satırlarla yandım!"Garibim namıma Kerem diyorlarAslı'mı el almış haram diyorlarHastayım derdime verem diyorlarMaraşlı Şeyhoğlu Satılmış'ım ben"Bir kitabe kokusu duyuluyor yazındaKorkarım yaya kaldın bu gurbet çıkmazındaEy Maraşlı Şeyhoğlu, evliyalar adağı!Bahtına lanet olsun aşmadıysan bu dağı!Az değildir, varmadan senin gibi yurdunaPost verenler yabanın hayduduna kurduna
Arabamız tutarken Erciyes'in yolunuHancı dedim bildin mi Maraşlı Şeyhoğlu'nu?Gözleri uzun uzun burkuldu kaldı bende,DediHana sağ indi ölü çıktı geçende!Yaşaran gözlerimde her şey artık değiştiBizim garip Şeyhoğlu buradan geçmemişti...Gönlümü Maraşlı'nın yaktı kara haberi.Aradan yıllar geçti işte o günden beriNe zaman yolda bir hana raslasam irkilirim,Çünkü sizde gizlenen dertleri ben bilirimEy köyleri hududa bağlayan yaslı yollarDönmeyen yolculara ağlayan yaslı yollar!Ey garip çizgilerle dolu han duvarlarıEy hanların gönlümü sızlatan duvarları!...